Vizyon Sahibi Olmak Başka
Ülkenin gündemi hızla değişiyor. Değişen bu gündemi takip edebilmek de beraberinde çevik ve dikkatli olmayı gerektiriyor. Malum, bir günde parti kuruluyor, bir günde parti dağılıyor. Uzun soluklu bir şekilde bir partide kalmak, bana göre vizyon sahibi kişilerin işidir. Daha doğrusu, bir partide uzun süre kalmanın yanında, o partinin ne gibi çalışmalar yaptığına, ülkeye hangi katkıları sunduğuna ve hangi önemli konulara değindiğine de bakmak gerekiyor.
Bunları değerlendirebilmek için kişinin ya da kişilerin bir davası, bir amacı ve bir derdi olmalıdır. Aynı zamanda yaşadığı ülkedeki gelişmelere de hâkim olması gerekir. Yıllarca "baba ocağı" diye nitelendirdiği partisinden bir günde istifa eden ve ardından o partiyi uzun uzadıya değerlendirmeye dahi gerek görmeyen bir anlayış, halkın sorunlarını nasıl sabırla düşünüp çözüme kavuşturabilir? Burada sizce de bir gariplik yok mu?
Bir halk olarak düşünelim. Amacı ve hedefi olmayan, ülke vizyonundan uzak, yaşanan gelişmelerden habersiz, kendi içinde dahi uzlaşamayan ve sık sık yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen bir partiye oy vermek ne kadar sağlıklı bir tercih olur? Bir gün desteklediğini ertesi gün yerin dibine batıran, hedeften ve istikametten uzak bir anlayış sizce de endişe verici değil mi?
Bir kişinin yalnızca oy kazanmak amacıyla gösteriş uğruna abdest alması ve bunu dahi doğru şekilde yerine getirememesi güven oluşturur mu? Elbette biz hiç kimsenin namazında ya da abdestinde değiliz. Demek istediğimiz şudur: Çizginiz neyse, o çizgide devam edin. Hiç kimsenin manevi duygularını siyasi hesaplara alet etmeyin. Aksi hâlde, farklı kesimlerden de ciddi eleştiriler almanız kaçınılmaz olacaktır.
Gelelim kendi içinde dahi anlaşamayan bir anlayışın ülkeyi yönetmeye talip olmasına… Siz ülke yönetmeyi basit bir iş zannediyor olabilirsiniz. Oysa bir ülkeyi yönetmek; strateji, güçlü bir akıl, kıvrak zekâ ve doğru zamanda doğru karar verebilme becerisi gerektirir. Aynı zamanda uluslararası ilişkileri iyi okuyabilmeyi ve gerektiğinde dünyanın güçlü liderleri karşısında ülkesinin menfaatlerini kararlılıkla savunabilmeyi de gerektirir.
Bunu kimin nasıl yaptığı konusunda herkesin kendi değerlendirmesi vardır. NATO Zirvesi de bu konuda farklı yorumlara konu olan önemli bir örnek oldu. Geçmiş yıllarla bugünü kıyaslayanlar da var, farklı düşünenler de... Ancak bir gerçek var ki uluslararası platformlarda verilen görüntüler ve sergilenen diplomasi, her zaman ülkenin itibarı açısından önem taşır.
Daha önceki dönemleri düşündüğümüzde, dış politikada yaşanan bazı görüntülerin toplumda farklı duygular uyandırdığı da bir gerçektir. O fotoğraflar uzun süre hafızalarda kaldı. Bugün ise birçok kişi Türkiye'nin uluslararası alanda daha etkin bir duruş sergilediğini düşünüyor.
Dedik ya, ülke yönetmek vizyon meselesidir. Sadece bir ay sonrasını değil, yüz yıl sonrasını planlayabilme meselesidir. Bugün yaşanan ve birçok insanın gurur verici olarak değerlendirdiği gelişmelerin kıymetini belki de yıllar sonra çok daha iyi anlayacağız. Etrafımız adeta bir ateş çemberiyle çevriliyken, ülkemizde insanların büyük bir kısmının geleceğe dair güven hissini koruyabilmesi bile başlı başına önemlidir.
Üstadın dediği gibi:
"Bir akıl gelecek ki akıllar delirecek,
Ve bir devrim evvela devrimi devirecek."
Vesselam.
