Gül Nihal Yelkovan
Gül Nihal Yelkovan
Eğitimci-Yazar
Tüm Yazıları

Kupayı İspanya Kazandı, Gönülleri Lamine

21 Tem 2026, 22:16
Kupayı İspanya Kazandı, Gönülleri Lamine

İtiraf edeyim…

Ben futboldan pek anlamam.

Ligleri takip etmem, transfer haberlerini merak etmem, hangi oyuncunun hangi mevkide oynadığını da çoğu zaman bilmem. Dünya Kupası olduğunda veya millî takımımız sahaya çıktığında ise her vatansever gibi ekranın karşısına geçer, heyecanlanır, sevinir, üzülürüm.

Bu sebeple Lamine Yamal ismini de futbolu yakından takip edenler kadar iyi tanımıyordum.

İspanya dünya şampiyonu olduğunda herkes iki büyük ismi konuşuyordu: Futbol tarihinin yaşayan efsanesi Messi ve daha yolun başında olmasına rağmen dünyanın gözlerini üzerine çeken Lamine Yamal…

Elbette futbolu bilenler onun sahadaki oyununu, hızını, yeteneğini, genç yaşına rağmen taşıdığı büyük sorumluluğu uzun uzun anlatacaktır.

Benim dikkatimi çeken ise başka bir şeydi.

Lamine Yamal’ın neden yalnızca futbolseverlerin değil, milyonlarca insanın ayrı bir sevgisine mazhar olduğunu merak ettim.

Sonra karşıma o görüntü çıktı.

Barcelona’nın şampiyonluk kutlamalarında, milyonların gözü önünde elinde Filistin bayrağını sallayan genç bir futbolcu…

Bir elinde kazandığı zaferin sevinci, diğerinde dünyanın görmezden gelmeye çalıştığı bir halkın bayrağı vardı.

Belki tek kelime söylemedi.

Belki uzun konuşmalar yapmadı.

Belki kürsülere çıkıp siyasi nutuklar atmadı.

Fakat bazen bir bayrak, binlerce cümleden daha fazla şey anlatır.

Bazen insanın nerede durduğu, ne söylediğinden daha güçlüdür.

Lamine Yamal o gün sadece Filistin bayrağını sallamadı. Çaresizliğin, suskunluğun ve korkunun üzerine vicdanın rengini astı.

Dünyanın en büyük kulüplerinden birinin formasını giyen, milyonlarca insanın takip ettiği genç bir sporcu olarak en güvenli yolu seçebilirdi.

Hiçbir şey görmemiş gibi davranabilirdi.

“Sporcuyum, siyasete karışmam” diyebilirdi.

Kariyerini, reklam anlaşmalarını, kulübünü veya kendisine yönelebilecek eleştirileri düşünerek sessiz kalabilirdi.

Zira günümüzde zulmün karşısında susmanın adı çoğu zaman “tarafsızlık” oldu.

Vicdanını göstermemenin adı “profesyonellik”, mazlumun yanında durmamanın adı ise “denge” olarak sunuluyor.

Lamine bütün bu hesapların arasından bir bayrak çıkardı.

Ve mazlumun yanında durdu.

Belki de onu milyonların gözünde farklı bir yere taşıyan tam olarak buydu.

Çünkü insanlar artık yalnızca iyi oynayan futbolcular görmek istemiyor. İyi insanların da var olduğunu bilmek istiyor.

Sahada rakibinin karşısına cesaretle çıkan bir sporcunun, hayatın içinde zalimin karşısında da aynı cesareti gösterebildiğini görmek istiyor.

Topla buluştuğunda tribünleri ayağa kaldıran bir genç, Filistin bayrağını eline aldığında bu kez dünyanın vicdanını ayağa kaldırdı.

Gazze…

İnsanlığın gözleri önünde yıllardır kanayan açık bir yara.

Çocukların enkaz altında kaldığı, annelerin evlatlarını kefenlere sardığı, hastanelerin, okulların ve ibadethanelerin hedef olduğu bir coğrafya…

Bir yanda her türlü imkâna sahip devletler, uluslararası kuruluşlar ve büyük güçler…

Diğer yanda başını sokacak evi, yarasını saracak ilacı, çocuklarına verecek bir lokma ekmeği kalmamış insanlar…

Dünya ise çoğu zaman toplantı salonlarında kelimeler seçmekle meşgul.

Kimi “savaş” diyor, kimi “çatışma” diyor, kimi yaşananları diplomatik cümlelerin arasına saklamaya çalışıyor.

Oysa Gazze’de yaşananlar, bu çağın insanlık ayıbı olarak tarihe geçecek büyük bir zulüm ve soykırım vesikasıdır.

Gelecek nesiller bugünlere baktığında yalnızca bombaları atanları değil, o bombalar düşerken sessiz kalanları da sorgulayacak.

“Bu kadar insan öldürülürken dünya neredeydi?” diye soracaklar.

“Çocukların feryadı göğe yükselirken kim konuştu, kim sustu?” diyecekler.

İşte böyle bir zamanda Lamine Yamal’ın elindeki Filistin bayrağı, yalnızca bir siyasi tavır değil, insani bir şahitlik hâline geldi.

Milyonlar kendi öfkelerini, çaresizliklerini ve vicdanlarını o genç futbolcunun elinde dalgalanan bayrakta buldu.

Belki de bu yüzden insanlar onu yalnızca alkışlamadı; bağrına bastı.

Çünkü zalimin güçlü, mazlumun ise yalnız bırakıldığı bir çağda, milyonların önünde mazlumdan yana olmak kolay değildir.

Kalabalığın alkışladığı yerde konuşmak kolaydır.

Asıl cesaret, bedel ödeme ihtimali varken doğru bildiğinin yanında durabilmektir.

Lamine Yamal’ın yaptığı da buydu.

O gün dünyanın en büyük yıldızlarından biri olarak değil, mazlumun sesine ses olan genç bir insan olarak çıktı karşımıza.

İspanya kupayı kazandı.

Futbolcular madalyalarını taktı, tribünler coşkuyla doldu, milyonlarca insan büyük zaferi kutladı.

Fakat bazı zaferler skor tabelasında yazmaz.

Bazı kupalar müzelere değil, insanların kalbine kaldırılır.

İspanya’nın şampiyonluğu yıllar sonra futbol tarihinin sayfalarında yerini alacak.

Lamine Yamal’ın Filistin bayrağıyla verdiği o sessiz mesaj ise vicdan sahibi insanların hafızasında yaşamaya devam edecek.

Çünkü insanlar güzel oynayanları takdir eder.

Ama mazlumun yanında duranları unutmaz.

Kupayı İspanya kazanmış olabilir.

Fakat gönülleri, elinde Filistin bayrağıyla Lamine Yamal kazandı.

Gül Nihal Yelkovan
Yazar Hakkında
Gül Nihal Yelkovan Eğitimci-Yazar Tüm 1 Yazısını Gör