Ferhan BAŞAR
Ferhan BAŞAR
Köşe Yazarı
Tüm Yazıları

Şifacının Eli

09 Eyl 2026, 13:59 · 147 okunma

Bismillah.

Bu satırlara da, şifaya da, en doğru başlangıç budur — çünkü asıl şifa veren, henüz sahneye kimse girmeden önce bile, zaten bellidir.

— ✦ —

O eşikten içeri giren el, kime aittir, sormuştuk. Cevaba geçmeden önce, bir şeyi netleştirmek gerekir: o el, kaynağı taşımaz — sadece kaynağa açılan bir kapıdır.

"De ki: Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur." (Şuarâ, 26:80) Bu âyet, tıbbın da, tabibin de, hiçbir dokunuşun da inkâr edilmediği, ama hepsinin doğru yerine oturtulduğu bir âyettir. Şifa veren Allah'tır. Şifacı, doktor, kadim tabip, anne, usta eller — hepsi birer vesiledir; O'nun rahmetinin, ilim ve dokunuş biçiminde, bir bedene ulaştığı yol.

— ✦ —

Bunu anlamak için bir marşı düşünelim. Bir araba, kendi kendine yola çıkamaz — önce bir çevirme, bir ilk hareket gerekir. Marş basılır, motor uyanır, araç yürümeye başlar. Ama marş, arabayı hedefe götürmez — sadece onu çalıştırır. Yolun geri kalanı, motorun kendi işleyişine, yolun uzunluğuna, hatta yolun düz mü engebeli mi olduğuna bağlıdır.

Şifacının eli de böyledir. Dokunuş, bir ilk ivmedir — bedene "şimdi harekete geç" der. Ama şifayı asıl yürüten, bedenin kendisidir; bağışıklığın uyanması, hücrelerin yenilenmesi, iltihabın sönmesi, dengenin yeniden kurulması — bunların hepsi, dışarıdan gelen bir elin değil, "vücut eczanesi"nin işidir. Kadim gelenek bunu hep bilmiştir: iyi bir tabip, bedeni tedavi etmez — bedenin kendi kendini tedavi etmesine izin verecek zemini hazırlar.

İnsan bu ivmeyi bir mucize gibi bekler çoğu zaman — dokunulsun, ilaç verilsin, hemen düzelsin ister. Oysa marş, motoru bir anda hedefe ulaştırmaz; sadece çalıştırır. Şifacıdan da aynı aceleyi beklemek, marşa "beni hemen hedefe götür" demeye benzer.

Daha derin bir gerçek de burada saklıdır: telaşın kendisi, çoğu zaman hastalığın hızını artırır. Beden zaten savaş hâlindeyken, üzerine bir de telaş, bir de kaygı biner — nabız daha da hızlanır, uyku daha da bozulur, iştah daha da kesilir. Sanki ateşin üzerine bir de rüzgâr eklenmiş gibi olur; alevin sönmesini beklerken, onu daha da körüklemiş oluruz.

Kadim gelenek bu yüzden hastaya sadece ilaç değil, sükûnet de verirdi — çünkü sakinleşen bir zihin, sakinleşen bir bedene işaret ederdi. Bazen en büyük şifa, dışarıdan gelen bir şey değil, içeride bırakılan telaşın bırakılmasıdır.

— ✦ —

Bu ivmeyi veren el, tek bir biçimde gelmez. Bazen bir doktorun elidir — teşhis koyan, ilaç yazan, ameliyatı yapan. Bazen kadim bir tabibin elidir — nabzı dinleyen, hıltı okuyan, bitkiyi tarif eden. Bazen bir annenin elidir — alnına konan, suyu uzatan. Hepsi aynı kaynaktan gelen rahmetin, farklı kapılardan bir bedene ulaşmasıdır. Biri ötekinin yerini almaz; kırığı saran kadim bilgi değil, cerrahtır — ama cerrahın elini de güçlendiren, bedenin uykuda, sükûnette, doğru beslenmiş hâliyle o müdahaleye hazır olmasıdır.

— ✦ —

Yol da herkese aynı uzunlukta değildir. Sıcak mizaçlı bir beden çabuk tepki verir, hızlı toparlanır; soğuk mizaçlı bir beden yavaş ısınır, yavaş iyileşir. Kimine bir marş yeter, birkaç gün içinde yol biter. Kimine uzun bir yolculuk gerekir — haftalar, aylar, bazen bir ömür boyu süren bir denge arayışı.

Şifacının asıl hüneri, belki de tam burada gizlidir: dokunmak değil, doğru haritayı çizmek. Bu bedene ne kadar yol var, hangi kapılardan geçilecek, hangi adımlar sırayla atılacak — bunu görmek, hastayı sabırla o yolda yürütmek.

— ✦ —

Bir şey daha unutulmamalı: bu marş her zaman yeterli değildir. Bazı motorlar, tek bir çevirmeyle değil, ciddi bir müdahaleyle çalışır — bir ameliyat, bir yoğun tedavi, acil bir hekim kararı. Böyle bir anda "beden kendi kendine halleder" beklemek, aracı yolda bırakmak olur. Kadim bakış da bunu hep kabul etmiştir: bazı yollar, sadece sabırla değil, doğru ve hızlı müdahaleyle açılır.

— ✦ —

Bütün bu yolculukta şifacının yeri, belki de üç cümleyle en doğru anlatılır:

Şifacı yolu bilir; fakat yolun sahibi değildir. İlmi bilir; fakat şifanın sahibi değildir. Kapıyı gösterebilir; fakat kapıyı açan O'dur.

— ✦ —

Peki sen, sana uzanan eli — kim olursa olsun — sadece bir ilk ivme olarak mı gördün, yoksa ondan, senin yerine bütün yolu yürümesini mi bekledin?

— Ferhanca

Kaynaklar: Kur'an-ı Kerim, Şuarâ Suresi 26:80. Bu yazıda anlatılan "vesile" anlayışı ve mizaca göre iyileşme hızı, kadim tıp geleneğinin genel çerçevesine dayanan, sadeleştirilmiş bir aktarımdır. Ciddi veya acil durumlarda mutlaka bir hekime başvurulmalı, tedavi hekim onayı olmadan bırakılmamalıdır.

Ferhan BAŞAR
Yazar Hakkında
Ferhan BAŞAR Köşe Yazarı Tüm 9 Yazısını Gör